MARKALAR KANUNU TASARISI TASLAĞI – 4
Madde 25- Bu maddenin ilk iki fıkrası ile bir başvurunun kesinleşme tarihi
saptanmaktadır. Ayrıca bu fıkralarda, 16 ncı maddede ve Yönetmelikte belirtilen şartları
yerine getirmeyen başvurulara, eksik belgelerin veya bilgilerin tamamlanması için süre
verilmesi düzenlenmektedir. Böylece, başvuru sahibine mevcut başvurusunun, başvuru tarihi
değiştirilerek, işlemlere devam edebilme olanağı sunulmuştur.
Maddenin üçüncü fıkrasında, kesinleşme tarihini etkilemeyen ve sonradan
tamamlanabilecek eksiklikler düzenlenmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, eksiklikleri gidermemenin müeyyidesi hüküm altına
alınmıştır.
Maddenin beşinci fıkrasında, Enstitü nezdinde işlem yapma yetkisine sahip olan
vekilin, yaptığı marka tescil başvurusunda vekaletnamesini vermesine ilişkin esaslar ve
verilecek süre ile vekaletname verilmemesinin sonuçları düzenlenmiştir.
Maddenin altıncı fıkrasında, kesinleşmiş bir marka tescil başvurusuna ilişkin olarak
bilgilendirme yazısı verilmesi prosedürü düzenlenerek, tescile kadar geçen sürede başvuru
sahiplerinin mağdur olması önlenmiştir.
Madde ve koşullar düzenlenirken Marka Kanunu Andlaşması hükümleri de dikkate
alınmış ve böylelikle tasarı ve Andlaşma arasında uyum sağlanmıştır.
Madde 26- Madde, başvuru yapma hakkını düzenleyen üçüncü maddeye yollama
yaparak, bu madde kapsamına girmeyen kişilerin başvurusunun reddedileceğini hükme
bağlamaktadır.
Madde 27- Madde, başvuru şartları eksiksiz yerine getirilmiş marka tescil talebinin 7
nci madde kapsamında incelenmesini ve sonuçlarını düzenlemektedir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, şerhli yayın prosedürü düzenlenmekte ve böylelikle
hem başvuru sahibinin, hem de ticaretle uğraşan diğer tacirlerin ve kamunun mağdur olması
veya yanıltılması önlenmektedir.
Madde 28- Maddenin birinci fıkrasında, marka başvurusunun Resmi Marka
Bülteninde yayımlanmasının koşulları düzenlenmiştir.
39 Maddenin ikinci fıkrasında ise, başvurunun yayımından sonra başvurunun kısmen
veya tamamen reddine ilişkin karar verilirse, bu kararın da yayımlanacağı belirtilerek,
marka tescil taleplerinin tüm aşamalarının kamunun bilgisine sunulması sağlanmıştır.
Madde 29- Madde, marka tescil başvurusunun yayımına karşı üçüncü kişilerin görüş
bildirmelerini Topluluk Marka Tüzüğünün 41 inci maddesi ile uyumlu bir şekilde
düzenlemiştir.
Maddenin birinci fıkrasında, kimlerin, hangi süreler içinde üçüncü kişi olarak marka
tescilinin yayımının, 7 nci maddeye aykırılığı iddiasında bulunabileceği düzenlenmiştir.
Ancak kanunun 7 nci maddesinin (b) ve (ı) bentleri esas olarak marka sahibi kişileri
ilgilendirdiğinden ve bu kişiler için de itiraz müessesesi düzenlendiğinden üçüncü kişi
görüşlerine mesnet teşkil edemeyeceği de maddede açık olarak düzenlenmiştir..
Maddenin ikinci fıkrasında, üçüncü kişilerin görüşlerinin değerlendirilmesi usulü,
üçüncü fıkrasında ise sonuçları düzenlenmiştir.
Madde 30- Maddenin birinci fıkrasında marka tescil başvurusunun 7 inci maddenin
(b) ve (ı) bendi ile 8 inci madde kapsamında tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazların
koşulları düzenlemektedir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesinde ve
Topluluk Marka Tüzüğünün 42 nci maddesinde düzenlenen yayıma itiraz söz konusu tüzük
esas alınarak düzenlenmiştir. Ayrıca, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden farklı
olarak yayıma itiraz ve karara itiraz ayrımına gidilmiştir. Böylelikle 556 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede sadece itiraz başlığı altında yer verilen ve farklı düzenlemeler içeren
hükümler arasında varolan çelişki giderilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında itiraz süresi içinde ancak itiraz dilekçesinden sonra
delillerin sunulabileceği hükme bağlanmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında, Enstitünün ek delil talep etme hakkı ve bunun sonuçları
belirtilmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında, itirazın değerlendirilmesi için itiraz ücretinin itiraz
süresi içinde ödenmesi ve ödemeyi gösterir belge ile Yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin
aynı süre içinde Enstitüye teslim edilmesi gereği düzenlenmiştir.
Madde 31- Madde, yayıma itirazların incelenmesi usulünü 556 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 36 ıncı ve Topluluk Marka Tüzüğünün 43 üncü maddelerini göz
önüne alarak düzenlemektedir. Bu bağlamda, Enstitü ilgili dairesi kişileri uzlaşmak için bir
araya getirebileceği gibi tarafların iddialarını birbirine göndererek cevaplarını da talep
edebilir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, yayıma itirazın incelenmesi neticesinde Enstitünün
itirazı kısmen veya tamamen kabul edebileceği gibi reddedebileceği de hüküm altına
alınmıştır.
Madde 32- Topluluk Marka Tüzüğünün 57 inci ve devamı maddelerinde ve 556
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 47 nci ve devamı maddelerinde düzenlenen karara
itiraz, ilgisi nedeniyle yayıma itiraz bölümünün altına alınmıştır.
40Maddenin birinci fıkrasında, Enstitü kararlarından zarar gören kişilerin bu kararlara
nasıl itiraz edebileceği düzenlemektedir. Sadece, nihai kararlara karşı itiraz edilebileceği
prensibi de maddenin ikinci fıkrasında belirtilmektedir.
Maddenin üçüncü fıkrasında itiraz süresi içinde ancak itiraz dilekçesinden sonra
delillerin sunulabileceği hükme bağlanmıştır. Dördüncü fıkrada ise Enstitünün ek belge talep
etme hakkı ve bunun sonuçları belirtilmiştir
Maddenin son fıkrasında ise, karara itirazın değerlendirilmesi için itiraz ücretinin itiraz
süresi içinde ödenmesi ve ödemeyi gösterir belge ile Yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin
aynı süre içinde Enstitüye teslim edilmesi gereği düzenlenmiştir.
Madde 33- Maddenin birinci fıkrasında karara itirazın incelenmesi neticesinde
Enstitünün ilgili dairesinin itirazın haklılığına ikna olursa kararını değiştirebileceği hüküm
altına alınmıştır.
İkinci fıkrada ise ilgili dairenin kararını değiştirmemesi halinde, karara itirazın
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna gönderileceği belirtilmiştir. Bu düzenlemeler
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede aynen var olduğu gibi Topluluk Marka Tüzüğü ile
de tam uyumludur.
Madde 34- Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun inceleme usulü maddede
düzenlenmiştir. Kurul bildirimden itibaren bir ay içinde taraflardan ek delil veya karşı görüş
talep edebilir. Yapacağı inceleme neticesinde de Enstitünün itiraz hakkındaki nihai kararını
verir.
Madde 35- Bu madde, itiraz ücretinin mahsup ve iadesi ile ilgilidir. Madde hükmü
uyarınca, ancak itiraz ücretinin marka tescil belgesi düzenleme ücretine mahsubu mümkün
olup itiraz ücretinin para olarak iadesi mümkün değildir. Çünkü Enstitü alınan ücret karşılığı
bir hizmet sunmaktadır. Hizmet bedeli olduğu için de ücret iadesi söz konusu olmayacaktır.
Madde 36- İdarenin hukuka uygunluğunun kontrolü ve idarenin tüm eylem ve
işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu Anayasanın 125 inci maddesinde hüküm altına
alınmıştır. Bu bağlamda, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun itirazlarla ilgili
verdiği nihai karalara karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava
açılabileceği düzenlenmiştir.
Madde 37- Madde, bir marka başvurusunun nasıl tescile bağlanacağını
düzenlemektedir. Birinci fıkrada tescil edilip sicile bağlanma koşulları belirtilmektedir.
İkinci fıkrada, noksan evrakların 85 inci maddede belirtilen ek sürede teslim
edilmesine rağmen, tescil belgesi düzenleme ücretinin noksan tebligat yazısında bildirilen
sürede ödenmesi halinde ek süre ücretinden mahsup edilmesi düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkrada, sicil kaydında bulunması gereken hususlar yer almakta, sicildeki
bilgilerin Resmi Marka Gazetesinde yayımlanacağı ifade edilmektedir.
Dördüncü fıkrada ise sicilin aleniliği açıklanmaktadır. Ayrıca sicil örneğinin ve marka
tescil başvurusu örneğinin verilme koşulları düzenlenmiştir.
41Son fıkrada ise, belli durumlarda ve talep üzerine yeniden marka tescil belgesi
düzenlenmesi hükme bağlanmaktadır.
Madde 38- Bu maddede, tescilli bir markanın koruma süresinin 556 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 40 ıncı maddesinde ve Topluluk Marka Tüzüğünde 46 ıncı
maddesinde ifade edildiği gibi başvuru tarihinden itibaren on yıl olduğu ve onar yıllık
dönemler halinde yenileneceği açıklanmıştır.
Madde 39- Tescile bağlanmış bir markanın yenilenmesi Topluluk Marka Tüzüğünün
47 inci maddesi ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci maddesi esas alınarak
düzenlenmiş ve Topluluk Marka Tüzüğüyle tam uyum sağlanmıştır.
Madde 40- Bu maddede, tescil edilmiş bir marka üzerinde yapılabilecek işlemler
tanımlanmıştır. İşletmeden bağımsız bir ekonomik değer taşıyan markanın hukuki işlemlere
konu olması bu madde ile sağlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrası ile tescilli bir marka ile ilgili yapılacak sağlararası işlemlerin
sicile kaydı ve yayımı düzenlenerek üçüncü kişilerin bu işlemlerden haberdar olması
sağlanmıştır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise Enstitünün yapacağı bildirimlerde mevcut sicil
kaydında hak sahibi olarak gözüken kişiyi esas alacağı belirtilmiştir.
Madde 41- Bu madde ile bir markanın sağlararası hukuki işlemlerle devri
düzenlenmiştir. İşletmeden bağımsız olarak da devredilebilecek olan markanın, marka hukuku
bakımından önemli hususları maddede belirtilmiştir. Madde düzenlenirken Topluluk Marka
Tüzüğünün 17 nci maddesi ve Medeni Kanunumuzun devir ile ilgili ilkeleri ve doktrinde bu
hükme yöneltilen eleştiriler esas alınmıştır. Bu ilkeler ışığında, hak sahibi değişikliğine yol
açan bu işlem mümkün olduğu kadar ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde düzenlenmiştir.
Madde 42- Bu madde ile bir markanın sağlar arası hukuki işlemlerle rehin edilmesi
düzenlenmiştir. Madde düzenlenirken Topluluk Marka Tüzüğünün 19 uncu maddesi ve
Medeni Kanunumuzun rehin ile ilgili ilkeleri esas alınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında
rehin hakkında bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilerek herhangi bir hukuki boşluk oluşmasının önüne
geçilmiştir.
Madde 43- Madde, bağımsız bir ekonomik değere sahip olan, tescilli bir markanın
haczini düzenlemektedir. Madde düzenlenirken Topluluk Marka Tüzüğünün 20 nci maddesi
temel teşkil etmiştir. Bu bağlamda, maddenin üçüncü fıkrasında haciz hakkında 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanununun ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Madde 44- Maddede, markanın kullanımının lisans sözleşmesine nasıl konu
olabileceği düzenlenmektedir. Madde düzenlenirken sözleşme serbestisi prensibi ve Topluluk
Marka Tüzüğünün 22 nci maddesi esas alınmıştır. Kanunda lisans düzenlenirken sözleşme
serbestisi ilkesi çerçevesinde, taraflara lisansın biçimini, süresini, coğrafi bölgesini ve hangi
mal ve hizmetler için lisans verileceğini belirleme serbesti tanınmıştır. Bu serbestinin sınırları
ise son fıkrada düzenlenmiştir.
42 Madde 45- Madde, marka sahibinin izni olmadan, ticari vekili veya temsilcisi
adına marka tescilinin yapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir
gerekçesi yoksa, marka sahibinin, söz konusu tescilin kendine devredilmesini
mahkemeden talep etmesini düzenlemektedir.
Madde 46- Madde hükmüne göre, 40 ıncı, 41 inci, 42 nci, 43 üncü ve 44 üncü madde
hükümleri marka tescil başvuruları hakkında da uygulanır ve başvuru yayımlanmış ise
yapılan hukuki işlemler de Bültende yayımlanır.
Madde 47- Bu madde ile, marka sahibinin isim, unvan, adres veya nev’inin değiştiği
durumlarda bu değişikliğin Enstitü kayıtlarında ne şekilde yer alacağı düzenlenmiştir. Madde
düzenlenirken özellikle 1/1/2005 tarihinde ülkemizde uygulanmaya başlanan Marka Kanunu
Andlaşması hükümleri ile uyum amaçlanmış ve düzenleme bu bakımdan titiz bir incelemeye
tabi tutulmuştur.
Madde 48- Madde, marka veya başvuru sahibi tarafından yapılan ve marka siciline,
belgelere, yazışmalara, Bültene veya Gazeteye yansımış olan, başvuru sahibinin adı ve
adresindeki hatalar ile ifade ya da kopyalama hatalarının ve aşikar hataların düzeltilmesine
ilişkin talebin, marka örneğini değişikliğe uğratmaması ya da mal veya hizmet listesini
genişletmemesi koşulları ile nasıl yapılabileceğini düzenlemektedir. Madde düzenlenirken
özellikle 01.01.2005 tarihinde ülkemizde uygulanmaya başlanan Marka Kanunu Andlaşması
hükümleri ile uyum amaçlanmış ve düzenleme bu bakımdan titiz bir incelemeye tabi
tutulmuştur
Madde 49- Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında, hangi hallerde markanın
hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, ayrıca
hükümsüzlük nedenlerinin, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin olması
halinde, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verileceği hüküm
altına alınmıştır. Kısmi hükümsüzlük kararı, marka hakkının tescil kapsamında yer alan mal
veya hizmetlerin bir kısmına ilişkin olup, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde
ise, dava konusu yapılan marka etkilenecek, marka tüm unsurları ile birlikte hükümsüz
sayılacak ve karar belirli bir sicil numarasıyla tescilli markanın, bütün olarak
hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkin olacaktır. Markanın içerisinde yer alan unsur
veya unsurlardan sadece birinin hükümsüzlük kararının verilmesinde etken olması halinde
markanın bölünmesi suretiyle, markada yer alan o unsurun hükümsüzlüğüne karar
verilemeyecektir. Zira, mahkemenin münferit durumu nazara alarak markanın bölünerek
kısmi hükümsüzlüğüne karar vermesi halinde, marka mevzuatının diğer hükümleri ile
uyumsuzluklar ortaya çıkmakta, bu durum başka marka sahipleri ile yeni ihtilaflar doğmasına
sebebiyet vermekte ve yasaklanmış bir tescil fiilinin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmesi
sonucu doğmaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrası, tescilden sonra ayırt edicilik kazanmış markanın 7 nci
maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d) bentlerine aykırılık iddiası ile reddedilemeyeceğini
düzenlemektedir.
Madde 50- Bu maddenin birinci fıkrası ile hükümsüzlüğü yetkili mahkemeden
isteyebilecek kişiler belirtilmektedir.
43Maddenin ikinci fıkrasında ise hükümsüzlük davasının sicilde kayıtlı marka sahibine
karşı açılacağı, sicilde hak sahibi olarak gözüken kişilere davanın ihbar olunacağı ve davada
Enstitünün hasım gösterilemeyeceği düzenlenmektedir.
Üçüncü fıkrada, dava zamanaşımı sürelerine yer verilmiş, 49 uncu maddenin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtilen nedenlerin varlığı halinde, bu nedenlerin
öğrenilmesinden itibaren beş yıllık ve herhalükarda markanın tescil edildiğinin Gazetede
yayımlandığı tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresinin olduğu ve aynı maddenin diğer
bentlerindeki hallerde ise hükümsüzlük davasının süreye tabi olmaksızın her zaman
açılabileceği düzenlenmiştir.
Madde 51- Bu madde hükümsüzlük kararlarının ne zamandan itibaren etkili olacağını
düzenlemektedir. Birinci fıkrada, 49 uncu maddenin (a), (b) ve (c) bentleri uyarınca markanın
hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde kararın, koruma süresinin başladığı tarihten itibaren
etkili olacağı, dolayısıyla marka hakkının hiç doğmamış sayılacağı belirtilmektedir.
49 uncu maddenin (ç), (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki nedenler ise başlangıçta geçerli
olan bir markanın mevcut olduğu, ancak zamanın geçmesi ve marka sahibinin davranışları
sonucunda markanın hükümsüzlüğünü gerektiren hallerdir. Bu nedenle ikinci fıkrada, anılan
bentler uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, hükümsüzlük kararının
etkisini kural olarak hükümsüzlük talebinin yapıldığı tarihten itibaren göstereceği, ancak bu
nedenlerin daha önceki bir tarihte doğmuş olduğunun bilinmesi halinde ve talep üzerine
hükümsüzlük kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebileceği
düzenlenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında hükümsüzlük kararlarının etkilemeyeceği haller
düzenlenmiştir.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş
kararın sadece davadaki taraflara değil de herkese karşı hüküm doğuracağı vurgulanmaktadır.
Madde 52- Maddede, marka hakkının hangi durumlarda sona ereceği ve sona
ermenin hukuki etkisi belirtilmektedir.
Madde 53- Maddede, marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi veya bu hakkını
sınırlandırması, vazgeçmenin veya sınırlandırmanın caiz olmadığı haller ve vazgeçmenin
veya sınırlandırmanın hüküm ve sonuçlarını doğurduğu an ile bunun Gazetede ilanı
düzenlenmiştir. Son fıkra da ise vazgeçme veya sınırlandırma talebi vekil vasıtası ile
gerçekleştiriliyorsa, böyle bir talep için vekaletnamede bu yetkinin açıkça belirtilmesinin ve
vekaletnamedeki müvekkil imzasının noter tarafından tasdik edilmesinin şart olduğu
düzenlenmiştir.
Madde 54- Maddenin birinci fıkrasında, kanunda düzenlenen marka çeşitlerinden
garanti veya ortak marka talebinde bulunmak için teknik şartnamenin verilmesinin zorunlu
olduğu düzenlenmektedir.
İkinci ve üçüncü fıkralarda, garanti markasının özellikleri ve hüküm ve sonuçları
düzenlenmektedir Dördüncü ve beşinci fıkralarda ortak markanın özellikleri ve hüküm ve
sonuçları düzenlenmektedir.
44
Madde 55- Maddede, yapılacak olan teknik şartname değişikliklerinin ancak
Enstitünün onayıyla yürürlüğe gireceği ve 54 üncü maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında
belirtilen özelliklere uymayan veya kamu düzenine yahut genel ahlaka aykırı olan değişiklik
taleplerinin Enstitüce reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Madde 56- Maddede, garanti veya ortak marka tescil talebine eklenen teknik
şartnamenin 54 üncü maddede belirtilen koşullara uygun olmadığının Enstitüce saptanması
halinde izlenecek prosedür gösterilmektedir. Başvuru sahibi teknik şartnameyi düzeltmek
için kendisine verilen sürede düzeltme yapmazsa garanti veya ortak marka başvurusunun
reddedileceği de son fıkrada hükme bağlanmıştır.
Madde 57- Madde, garanti veya ortak markanın, devamlılık arz eder biçimde teknik
şartnameye aykırı kullanımına göz yumulması ve mahkemenin tanıyacağı süre içinde
aykırılığın giderilmemesinin müeyyidesinin, markanın hükümsüzlüğü olduğunu
düzenlemektedir.
Madde 58- Maddede, garanti markasının veya ortak markanın devri veya rehni ile bir
ortak markada lisans verilmesi halinde, bu işlemler bakımından Sicile kaydın bir geçerlilik
şartı olduğu düzenlenmiştir.
Madde 59- Bu maddenin amacı, marka sahibinin münhasıran yetkisinde olan markayı
kullanma hakkına, başkaları tarafından tecavüz edilmesini engellemektir. Marka hakkına
tecavüz oluşturan davranışlar maddede tahdidi olarak sayılmıştır.
Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, marka hakkının kapsamını belirleyen 9 uncu
maddeye yollama yapılarak anılan maddenin ihlalinin, yani bu maddede belirtilen biçimlerde
marka kullanımının, marka sahibinin izni olmadığı müddetçe, marka hakkına tecavüz
oluşturacağı belirtilmiştir.
(b) bendinde, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak
suretiyle markanın taklit edilmesi, (c) bendinde, taklit markayı taşıyan ürünleri, bu durumu
bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan veya bir başka şekilde ticaret alanına
çıkaran veya bu amaçlar için gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutan veya
ticari amaçla elde bulunduran kişinin fiili, (ç) bendinde, lisans yoluyla verilmiş hakların
izinsiz şekilde genişletilmesi veya devredilmesi, marka hakkına tecavüz fiileri olarak
düzenlenmiştir.
Madde 60- Madde de, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin mahkemeden
hangi taleplerde bulunabileceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Madde 61- Maddenin birinci fıkrasında, markayı taklit eden kişinin kusurlu olması
halinde marka sahibinin uğradığı zararı tazmin etmekle mükellef olduğu belirtilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan, “kullanmakta olan kişi” kavramı ile marka
sahibinin marka hakkının koruma alanı genişletilmiş, taklit markayı herhangi bir şekilde
kullanan kişilere de tazminat talebinin yöneltilebileceği, ancak bunun için marka sahibinin ya
bu kişileri markanın varlığından ve tecavüzden haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını
45talep etmesi, ya da bu tarz kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi gerektiği ifade
olunmuştur.
Madde 62- Maddede, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin, zararının
belirlenebilmesi için markanın kullanılması ile ilgili her türlü belgenin verilmesini tazminat
yükümlüsünden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Madde 63- Madde ile marka hakkına tecavüz halinde marka sahibinin uğradığı zararın
sadece fiili kaybın değeri ile sınırlı olmaması, tecavüz nedeniyle yoksun kalınan kazancı da
kapsaması amaçlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında yoksun kalınan kazancın değerlendirme usulleri tahdidi
olarak sayılmış olup bu usullerden birinin davacı tarafından seçilmesi gerekmektedir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, hesaplama usullerinden hangisi seçilirse seçilsin, yoksun
kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın ekonomik bakımdan önemi ve tecavüz
sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi gibi etkenlerin göz önünde
tutulacağı belirtilmiş olup bu etkenler sayılanlar ile sınırlı değildir.
Madde 64- Maddede, 63 üncü madde uyarınca hesaplanan yoksun kalınan kazanca
dayalı tazminatın artırılma şartları düzenlenmiştir.
Madde 65- Maddede, marka hakkına tecavüz eden kişinin, markayı kötü ve uygun
olmayan bir şekilde kullanarak markanın itibarına zarar vermesi durumunda, marka hakkı
sahibinin ayrıca tazminat talep edebileceği hükme bağlanmıştır.
Madde 66- Madde ile asıl olarak marka sahibinin marka hakkına tecavüz eden
tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyacı ölçüsünde elinde bulunduran veya
kullanan kişilere karşı bu Kanunun bu bölümünde yer alan davaların açılamayacağı
belirtilmiştir.
Madde 67- Maddede, marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde,
Borçlar Kanununun 60 ıncı maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık haksız fiil zamanaşımı
süresinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ancak, marka hakkına tecavüzün durdurulması
davalarında, tecavüz devam ettiğinden zamanaşımı süresi işlemeyecektir.
Madde 68- Maddede, marka hakkına tecavüz edilmesi durumunda, lisans sahiplerinin
dava açma şartları düzenlenmiştir.
Madde 69- Maddede, üçüncü kişilerce açılabilecek menfi tespit davasına ilişkin
düzenleme yapılmıştır.
Üçüncü kişilerin tecavüzün mevcut olmadığı konusunda dava açabileceği, ancak söz
konusu üçüncü kişiye karşı bir tecavüz davası açılmış ise, böyle bir davanın açılamayacağı
vurgulanmıştır. Ancak bu maddede söz konusu olan menfi tespit davası markanın
hükümsüzlüğü davasıyla birlikte açılabilir.
Madde 70- Marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili olan kişinin, bu haklara
tecavüz sayılabilecek olaylara ilişkin delillerin tespitini ve muhafazasını mahkemeden
isteyebileceği maddede düzenlenmiştir.
46Maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile 2004/48/EC sayılı Direktifin 7 nci
maddesine uyum amaçlanmıştır.
Madde 71- Maddede, marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili kişilerin, Dünya
Ticaret Örgütü Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması’nın (TRIPS) 50 nci
maddesindeki düzenlemeye uygun olarak kendilerinden makul olarak temini beklenebilecek
nitelikteki, marka hakkına tecavüz edecek şekilde markanın kullanılmakta olduğunu veya
kullanılması için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını gösteren delilleri sunmaları şartıyla
dava sonucunda verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar
verilmesini talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Madde 72- Maddede, ihtiyati tedbirin kararının, davada verilecek hükmün etkinliğini
tamamen sağlayacak nitelikte olması aranmış, özellikle ibaresi kullanılmak suretiye beş bent
halinde sayılan tedbirlerin sınırlı sayıda olmadığı belirtilmiştir.
Madde 73- Maddede, tespit talepleri ve ihtiyati tedbirlerle ilgili olarak bu Kanunda
hüküm olmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir.
Madde 74- Markalara etkin bir koruma sağlamak amacıyla konulan bu madde ile
marka sahibinin marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlerin ve bunların imalinde kullanılan
vasıtaların transit dahil gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması halinde
bu ürünlere ve vasıtalara gümrüklerde, serbest liman ve bölgelerde el koyma ile ilgili
hususlarda gümrük mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Madde 75- Maddede, marka hakkına tecavüz eden kişinin nasıl cezalandırılacağı
düzenlenmiştir. Düzenleme yapılırken Türk Ceza Kanununun ve Ceza Muhakemesi
Kanununun düzenlemeleri ile uyum sağlamaya özel bir itina gösterilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, Başkasına ait marka hakkına tecavüz nedeniyle
cezalandırılanlar iki ana kategoriye ayrılmıştır: a) Mal veya hizmet üretenler, 2) Satış, satışa
arz, depolama ve gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutma, taşıma ve ticari
amaçla elde bulundurma eylemlerini gerçekleştirenler. Kural olarak her iki kategoridekiler de
aynı şekilde cezalandırılmıştır. Ancak ikinci kategoride yer alanlar, mal veya hizmeti nereden
temin ettiğini bildirmek suretiyle üretenlerin ortaya çıkarılmasını sağlaması durumunda,
hakimin takdirine bağlı olarak haklarında cezanın yarısına kadar hükmolunur.
Maddenin ikinci fıkrasına göre, bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka
koruması olduğunu belirten bir işareti, yetkisiz bir şekilde kaldıran kişilere hâkim duruma
göre iki aydan bir yıla kadar hapis veya ikibin günden dört bin güne kadar adli para cezası
verebilir. Hâkim bu cezaların ikisine birden hükmedemez.
Maddenin üçüncü fıkrasına göre, yetkisi olmadığı halde marka üzerinde devir, lisans
veya rehin işlemleri yoluyla tasarrufta bulunanlar, altı aydan iki yıla kadar hapis ve onbin
günden onbeşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.
Maddenin dördüncü fıkrasına göre, tescilli bir marka sahibi olmadığı halde bu anlama
gelecek ifadeleri kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin günden onbin güne
kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.
47Maddenin beşinci fıkrasına göre, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılan
suçların, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda, eylemi işleyenin
cezalandırılmasından başka ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Tüzel kişiler bakımından anılan tedbirlere başvurulabilmesi için suçun, tüzel kişinin faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi zorunludur.
Maddenin altıncı fıkrasına göre, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılan
suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Şikayet, fiil ve failden haberdar
olma tarihinden itibaren altı ay ve her halde fiilin işlenme tarihinden itibaren iki yıl içinde
yapılmalıdır.
Maddenin yedinci fıkrasına göre, müşteki, orijinal ürünü şikayet esnasında ibraz eder.
Ancak gayrimenkul veya hizmet gibi temin edilmesi fiilen mümkün olmayanların görüntü
veya fotoğrafı ibraz edilir. Cumhuriyet Savcısı, arama kararında bilirkişi görevlendirir ve
bilirkişi arama esnasında somut olaya bağlı olarak görüntü veya fotoğraf çekimi yapar.
Böylece uygulamada haksız yere yapılan şikâyetler üzerine arama ve toplatmaların önüne
geçilmek istenmiştir.
Maddenin sekizinci fıkrasında, markaya tecavüz suçları nedeniyle yapılan
yargılamalarda Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen uzlaşma
yönteminin uygulanması, Savcılık tarafından gerekli işlemler yapılmış olmak koşuluyla,
iddianamenin kabulündan sonra bir zorunluluk olmaktan çıkarılmıştır. Böylece marka
davalarının uzaması ve ihtisas mahkemelerindeki tıkanıklığın önüne geçilmek istenmiştir.
Maddenin dokuzuncu fıkrasında, kimlerin şikayet hakkına sahip olduğu
düzenlendikten sonra, genel hükümlerden farklı olarak hüküm kesinleştikten sonra da
şikâyetten vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda hüküm, bütün cezai sonuçları ile
ortadan kalkar. Ancak vazgeçme halinde müdahil, sanık veya hükümlü, yargılama
giderlerinden müteselsilen sorumludur.
Maddenin onuncu fıkrasında, el konulan malların müsaderesi yerine, markanın ürün
üzerinden silinerek mülkiyetinin marka hakkına tecavüz edilen kişiye devrine mahkemenin
karar verebileceği, ancak bunun için marka hakkına tecavüz edilen kişinin talepte
bulunmasının gerektiği düzenlenmiştir.
Madde 76- Maddede bu kanunda belirtilen davalarda hangi mahkemelerin görevli ve
yetkili olduğu açıklanmıştır.
Madde 77- Maddede, dava sonucunda haklı çıkan tarafın, haklı bir sebebin veya
menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın
günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini talep etmek
hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
İkinci fıkrada ise, ilanın şekli ve kapsamının kararda tespit edileceği ve mahkeme
kararının ilan edilmesine ilişkin talebin kararın kesinleşmesinden sonraki üç ay içinde
yapılabileceği belirtilmiştir.
Madde 78- Madrid Protokolü çerçevesinde Enstitü vasıtasıyla Dünya Fikri Mülkiyet
Teşkilatı’na yapılacak uluslararası tescil başvuruları ile bir uluslararası tescil başvurusunda
Türkiye’nin belirlenen akit taraf olması sebebiyle Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından
48Enstitü’ye gönderilen uluslararası tescil başvurularında uygulanacak hükümleri belirtmek
amacıyla bu hüküm düzenlenmiştir.
Madde 79- Maddede Enstitü’de tescilli veya başvuru halinde bulunan bir markaya
dayanılarak, Madrid Protokolü hükümleri çerçevesinde bir uluslararası tescil başvurusunun
veya uluslararası tescillerle ilgili herhangi bir talebin Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’na
iletilmesinin istenmesi durumunda Enstitü, Protokol hükümleri çerçevesinde gerekli işlemleri
yapacağı belirtilmiştir. Maddede ayrıca söz konusu taleplerin değerlendirmeye alınabilmesi
için gerekli olan belgeler ve ücret ile belgelerden herhangi birinin eksik olması üzerine
yapılacak işlemler ve müeyyideleri düzenlenmiştir.
Madde 80- Türkiye’nin belirlenen akit taraf olduğu bir uluslararası tescilin etkisi
maddede düzenlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, Türkiye’nin belirlenen akit taraf olduğu ve Enstitü’nün
Protokol’ün beşinci maddesine istinaden red veya kısmi red bildiriminde bulunduğu hâllerde,
karara itiraz için öngörülen iki aylık itiraz süresinin başlangıç tarihi kesin olarak saptanmıştır.
Böylelikle uygulamada karışıklık doğuran bir sorunun çözüme kavuşturulması
amaçlanmıştır.
Madde 81- Madde vekillerle ilgili düzenlemeler içermektedir. Madde hazırlanırken
Türk Patent ve Marka Vekilleri Kanunu Tasarısı hükümleri ve uygulamada karşılaşılan
sorunlar dikkate alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında, Enstitü nezdinde marka ile ilgili
konularda işlem yetkisi olan kişiler belirlenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında, ikametgahı yurt dışında olan kişilerin, ancak marka
vekilleri vasıtasıyla temsil edilebilecekleri düzenlenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasında, marka vekili tayin edildikten sonra, tüm işlemlerin vekil
vasıtasıyla yapılabileceği ve vekile yapılan tebligatın asile yapılmış sayılacağı hükmü
düzenlenmiştir.
Maddenin son fıkrasında ise Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olmayan kişilerin
işlem yapması halinde izlenecek prosedür belirlenmiştir.
Madde 82- Enstitü nezdinde işlemlerin vekil vasıtası ile yürütülmesi durumunda,
Enstitüye verilmesi şart olan vekaletnameye ilişkin hükümler, bu maddede düzenlenmiştir.
Madde hazırlanırken Marka Kanunu Andlaşmasının vekaletnameye ilişkin hükümleri esas
alınmıştır. Kural olarak vekaletnamenin adi yazılı şekilde hazırlanması yeterlidir. Ancak, hak
sahibi değişikliğine neden olabilecek türdeki işlemler için vekaletnamede bu yetkinin açıkça
belirtilmesi ve müvekkil imzasının da noter tasdikli olması şart kılınmıştır. Ayrıca,
vekaletname bakımından hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanununun ilgili
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Madde 83- Türk Patent Enstitüsünün tebligat kanununa tabi olmaması ve uygulamada
süre tayini konusunda zaman zaman karşılaşılan problemler, Enstitünün yaptığı bildirimlere
ilişkin maddenin gerekçesini oluşturmuştur. Hükümde hem Enstitünün yaptığı bildirimlerin
usulü, hem de herhangi bir nedenle bildirim yapılamaması durumunda sürenin başlangıç
tarihi net bir şekilde belirtilmiştir.
49 Madde 84- Maddede marka tescil başvurusu ve tecil edilmiş bir marka ile ilgili
ücretleri kimin ödeyebileceği ve ücretlerin ödenmemesinin müyyidesi düzenlenmiştir.
Böylelikle talep sahiplerinin hukuki güvenliklerinin sağlanması amaçlanmıştır.
Madde 85- Madde ile marka hukukunda ilk kez ek süre prosedürü düzenlenmiştir.
Bu suretle, ülkemizdeki marka bilincini yerleştirme çalışmalarına katkı sağlamak, hak
kayıplarının önüne geçmek, kişileri aynı işlem için tekrar başvuru yapmak ve Enstitüyü aynı
işlemi tekrar incelemek mükellefiyetlerinden kurtarmak amaçlanmıştır.
Birinci fıkra da, ek süre prosedürü; istisnai durumlar haricinde Enstitü tarafından bir
işlemin yerine getirilmesi için başvuru veya talep sahibine belirli bir süre verildiği ve ilgili
tarafın söz konusu süre içerisinde yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda; sürenin
bittiği tarihten itibaren iki aylık süre içinde, başvuru veya talep sahibine işlemini
tamamlayabilmesi için bir aylık ek süre talebinde bulunabilme hakkı biçiminde
tanımlanmıştır. Tanımın istisnai durumlar haricinde Enstitünün süre verdiği tüm işlemleri
kapsayacak şekilde olması amacıyla mezkur tanım yapılmıştır.
İkinci fıkrada ek süre talebinde bulunabilmenin şartları herhangi bir tereddüde yer
vermeyecek şekilde sayılmıştır.
Üçüncü fıkrada ek süre verilmeyecek durumlar sayılmıştır. Kural olarak, birden fazla
tarafı ilgilendiren işlemlerde, itiraz ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu
işlemlerinde, yenilemede, rüçhanda, ek süre prosedürünün kullanıldığı durumlarda, ek süre
prosedürünün zamanının dolduğu durumlarda ve başvuru tarihinin değişmesini gerektirecek
durumlarda ek süre verilmez.
Dördüncü fıkrada prosedüre uygun olmayan şekilde veya ek süre kapsamına
girmeyen konularda yapılan ek süre taleplerinin akıbeti düzenlenmiştir. Burada da kural
talebin yapılmamış sayılması ve alınan ek süre talep ücretinin Enstitüye gelir
kaydedilmesidir.
Madde 86- Maddede, 5000 sayılı Türk Patent Enstitüsünün Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun’un 13 üncü maddesinin (d) bendi ile Markalar Dairesinin görevleri arasına
eklenen, markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esasların belirlenmesi ve uygulamaya
konulması işlemlerindeki usul ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Madde 87- Maddede, Markaların Korunması Hakkında 556 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile değişikliklerinin yürürlükten kaldırıldığı ve diğer kanunlarda anılan Kanun
Hükmünde Kararnameye yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükme
bağlanmıştır.
Geçici Madde 1- Madde, bu tasarı yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış marka tescil
başvurularına hangi kanunun uygulanacağına ilişkin açıklama yapmak amacıyla
düzenlenmiştir.
Madde 89- Maddede, bu Kanunun hangi tarihte yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Madde 90- Maddede, bu Kanunun hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından
yürütüleceği belirtilmiştir.
MARKALAR KANUNU TASARISI TASLAĞI – 1
