“…556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK.nin marka hakkını düzenliyen 6. maddesinde ilke olarak bu düzenlemenin getirdiği marka korunmasının ancak tescille elde edilebileceği ve ülkesellik kuralının geçerli olduğu öngörülmüş bulunmaktadır. Aynı düzenlemenin 3. maddesinde marka korunmasının sadece Türkiye’de yerleşik ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişilere özgü olmadığı, Paris Sözleşmesi yahut Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri çerçevesinde başvuru hakkına sahip kişilere de tanıdığı açık bir şekilde hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Paris Sözleşmesinin 6. maddesinin 4. mükerrer şekline göre, menşe devlette usulüne uygun şekilde tescil edilmiş olan marka, diğer üye devletlerde de aynen tevdie kabul edilecek ve korunacaktır. Bu markanın tescili ancak işaretin, korumanın talep edildiği devlette üçüncü kişilerin kazanılmış haklarına zarar vermesi, ayırım gücünden yoksun olması, ahlâk ve adaba aykırı olması halkı aldatıcı nitelikte olması şartıyla reddolunabilir.
Dava konusu olayda, davalı ünvanın da yer alan işaretin mahiyetine göre davacı haklarını etkilemediği, davacıya ait markanın Paris Sözleşmesine taraf birçok ülkede tescil ettirilmiş bulunduğu anlaşılmasına göre 556 sayılı KHK.nin 3. maddesi ve Paris Sözleşmesinin 6. maddesi 4. mükerrer maddesine göre Türkiye’de tesciline engel bir durum bulunmamaktadır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, E.:2002/11-62, K.:2002/115 sayı ve 27.2.2002 tarihli kararı).
Etiketler: 556 KHK, Dünya Ticaret Örgütü, Menşe Ülke, Paris Sözleşmesi
